Bu bölümde, herşeyi olduğu gibi insanı da bir amaç ile yaratan, üstün kudret sahibi Allah'ın varlığına inanan ve O'nu inkar eden insanların ahiretteki durumlarını özetledik. Ancak unutmamak gerekir ki, bu anlattıklarımız insanların doğduklarından beri dinlemeye alıştıkları cennet ve cehennem tasvirlerinden çok farklı bir amaç içermektedir. Amacımız bazı insanlara inançsız olarak yaşadıkları hayatta çektikleri sıkıntının, ahirette de yakalarını bırakmayacağını bir kez daha hatırlatmaktır.
Elbette her insan dünyada dilediği şekilde yaşamakta, dilediği yolu seçmekte serbesttir. Hiçbir insanın bir diğeri üzerinde herhangi bir zorlaması olamaz. Ancak Allah'ın varlığına ve sonsuz adaletine iman eden insanlar olarak hepimizin görevi, inkar eden ve içinde bulundukları durumun, gidişatın farkında olmayan insanları uyarıp korkutmaktır. Zira Allah bu insanların içinde bulundukları durumu ayetleriyle şöyle bildirmiştir:
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 109)
O inkâr edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3)
Geç olmadan Allah'a gönülden iman etmek,
Tüm yaşamını O'nu razı edeceği umulan davranışlarla geçirmek..
... Sen yücesin, bize öğrettiğinden
başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder