Dünya hayatına insanı bağlayan en önemli konulardan biri de evliliktir. İyi bir evlilik yapmak, bir genç kız ya da erkeğin en büyük amaçlarından birisidir. Bu nedenle insanlar, küçük yaşlardan itibaren "iyi bir eş" bulmayı hedeflerler. Bu elbette ki son derece doğal bir istektir, ancak hatalı olan cahiliye toplumlarında kadın-erkek ilişkilerinin son derece yanlış bir temel üzerine kurulu olmasıdır. Bu tarz beraberliklerde genel kıstaslar romantizm, duygusallık ve karşılıklı bir takım menfaatlerdir. Özellikle kadınların beklentileri, çoğu zaman kendilerini rahat ettirecek "zengin bir eş" bulmaktır. Bir genç kız bu uğurda hiç hoşlanmadığı halde bir erkekle evlenebilir. Veya bir erkek yalnızca fiziki güzelliği için bir kadını tercih edebilir.
Oysa burada cahiliye toplumu bireylerinin gözardı ettikleri çok önemli bir gerçek vardır: Söz konusu maddesel özelliklerin hepsi bir anda yok olabilir; Allah dilediği anda bir insanın tüm zenginliğini elinden alabilir. Fiziki özelliklerin hepsi de kısa süre sonra yok olacaktır. Evlendiği insan eninde sonunda yaşlanacak, sağlığını, gücünü ve güzelliğini, bir daha kazanamamak üzere kaybedecektir. Veya mutlaka yılların geçmesini ve yaşlanmasını beklemeye de gerek yoktur. Bu kişi ani bir kaza geçirebilir, sakat kalabilir, felç olabilir, ölümcül bir hastalığa yakalanabilir. Bu durumda maddi çıkarlar üzerine kurulu bu sistem ne olacaktır? Örneğin, bir kadınla yüzünün güzelliği için evlenmiş bir erkek, eşi bu güzelliği bir kazada kaybederse veya yaşlanarak kırış kırış bir yüze sahip olursa ne yapacaktır? Kuşkusuz hayatının en büyük amaçlarından biri olarak gördüğü evliliği son derece yanlış bir temel üzerine kurduğunu anlayacaktır.
Burada anlatılmak istenilen, evliliğin yalnızca Allah rızası için, O'nun hükümleri doğrultusunda yapılırsa doğru bir temel üzerine kurulacağıdır. Aksi şekilde yapılan her hareket hem dünyada hem de ahirette kişiye mutluluk vermeyecektir. Kişi, tüm hayatını feda ettiği ve tüm planlarını ona göre ayarladığı bu sistemin ne kadar boş ve geçici olduğunu ahirette kesin olarak kavrayacaktır. Ancak tabii ki bu kavrayışta son derece geç kalmış olacaktır. Dünyada kendine en yakın dost bildiği eşi, ahirette kişinin görmek bile istemediği, hatta azaptan kurtulmak için fidye vermek istediği bir insana dönüşecektir. Hesap günü insanların bu durumunu Allah şöyle bildirmektedir:
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de; (Mearic Suresi, 11-13)
Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya.
Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı.
Alevi olan bir ateşe girecektir.
Eşi de; odun hamalı (ve)
Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak. (Mesed Suresi, 1-5)
Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi, 21)
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder