3 Nisan 2010 Cumartesi

TEKNOLOJİNİN YENİLGİSİ:KOBE DEPREMİ


Sahip oldukları teknolojinin üstünlüğü, çoğu zaman bazı insanlara doğaya hükmetmeye güçleri varmış gibi bir his verir. Oysa bu hisse kapılanlar, çok kısa süre içerisinde hayal kırıklığına uğrayabilirler. Çünkü sonuç olarak teknoloji de Allah'ın, insanların hizmetine verdiği bir araçtır ve Allah'ın hakimiyeti altındadır. Nitekim en üstün teknolojinin dahi doğaya hükmetme imkanına sahip olmadığını çeşitli olaylar insanlara ispatlamıştır.

Örneğin Japonlar yapılarında titizlikle uyguladıkları "depreme karşı tedbir" teknolojisine rağmen; 1995 yılının Ocak ayında sabaha karşı meydana gelen bir depreme yenik düşmekten kurtulamamışlardı. İleri bir teknoloji ile inşa ettikleri binaların çoğu kağıttan yapılmışçasına yıkılmıştı. Japon hükümeti ve üniversiteleri, depremleri önceden haber veren bir yönteme sahip olabilmek için, yaptıkları sayısız araştırmalara son 30 yıl içinde bir milyar dolar (yaklaşık 40 trilyon lira) yatırmışlardı. Ama başarılı olamadılar, çünkü yer kabuğundaki sarsıntıları tanıyıp sınıflandırmak için yüzde yüz geçerli modeller geliştirmek olanaksızdır. Nitekim Kobe'de meydana gelen deprem farklı özelliği açısından bu duruma bir örnek teşkil etmektedir.


Kobe'de halk, depremi kendilerine birkaç saat ,hatta birkaç gün önceden haber verebilecek bir sisteme güvenmekteydi. Fakat bu güzel liman kentini bir anda altüst eden ve merkezi Kobe'den 25 km. uzaklıkta ve denizin 15 km. altında bulunan depremi hiçbir sistem haber veremedi. Japonların "en güçlü depreme bile dayanır " dedikleri binalarının, bu şiddetli depreme karşı bir dayanma gücünün olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Depremin gerçekleştiği Kobe ve Osaka kentlerinin bulunduğu bölge, Japonya'nın önde gelen sanayi ve ticaret merkezlerindendi. Bu yüzden deprem sonrasındaki maddi zarar milyarlarca dolar oldu.


Bu büyük depremden önce lüks içinde yaşayan insanlar, ummadıkları bir zamanda gelen büyük bela sebebiyle, değil geleceğe yönelik bir plan yapmak, bulundukları anda bile ne yapacaklarını bilemez duruma gelmişlerdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder